<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Yazıları, Cinsel Yazılar, Diyet Kilo Verme Yazılar, Aşk Yazıları, Ev ve Dekor, Cilt ve Bakım Yazıları, En Guzel Hikayeler, Keçe Yapımları</title>
	<atom:link href="http://www.yasamportal.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yasamportal.com</link>
	<description>Turkiyenin En Kapsamli Internet Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Feb 2012 12:30:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yağlı ciltler için bakım önerileri</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/yagli-ciltler-icin-bakim-onerileri.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/yagli-ciltler-icin-bakim-onerileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 11:09:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[ciltteki yagi dengeleme]]></category>
		<category><![CDATA[yagli ciltler icin bakim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=3844</guid>
		<description><![CDATA[Yağlı ciltler uzmanlar tarafından hasta ciltler olarak kabul edilir. Her ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-478" src="http://www.yasamportal.com/wp-content/themes/Bengu/scripts/cache/bebek-gibi-cilt-icin.jpg" alt="" width="300" height="300" />Yağlı ciltler uzmanlar tarafından hasta ciltler olarak kabul edilir. Her türlü kir, bu cilt tipine kolayca yapışabilir ve böylece aknelerin oluşması için uygun ortam yaratabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yağlı ciltler uzmanlar tarafından hasta ciltler olarak kabul edilir. Her türlü kir, bu cilt tipine kolayca yapışabilir ve böylece aknelerin oluşması iç<span id="more-3844"></span>in uygun ortam yaratabilir.</p>
<p>Temizlemek</p>
<p>Yağlı ciltler kuru ciltlerin aksine suyla ve sabunla yıkanabilir. Ancak cildin fazla yağını almak için eczanelerde satılan az köpüren asitli sabunlarla sabah, akşam yumuşak bir fırçayla daireler çizerek yıkamak daha yararlıdır. Eğer normal sabunlarla hatta asitli sabunlarla yıkadıktan sonra yağlanma artıyorsa o zaman kükürtlü sabun kullanılmadır.</p>
<p>Korumak</p>
<p>Yağlanmayı önlemek için akşamları cildinizi temizledikten sonra yağlı ciltler için hazırlanmış bir losyon kullanabilirsiniz.Gündüzleri ise yağsız kremler kullanmak gerekir. Cildi yağlı olanlar için bu kadar bakım yeterlidir. Ama yağlı cildin yanında bir de akne, sivilce problemleri olanların her şeyden önce akneleri, sivilceleri tedavi ettirmeleri gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4>Konuyla Ilgili Etiketler</h4><ul><li><a href="http://www.yasamportal.com/yagli-ciltler-icin-bakim-onerileri.html" title="catalina otalvaro foot">catalina otalvaro foot</a></li></ul><img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=3844&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/yagli-ciltler-icin-bakim-onerileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pratik güzellik önerileri</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/pratik-guzellik-onerileri.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/pratik-guzellik-onerileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 16:59:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt ve Cilt Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=4077</guid>
		<description><![CDATA[Her kadının güzelliğini korumak amacıyla uyguladığı kişisel sırları ya da ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-478" title="Pratik güzellik önerileri" src="http://www.yasamportal.com/wp-content/themes/Bengu/scripts/cache//pratik-guzellik-onerileri.jpg" alt="" width="300" height="300" />Her kadının güzelliğini korumak amacıyla uyguladığı kişisel sırları ya da vazgeçemediği ürünler vardır. İşte zaman zaman hepimizin yaptığı, kolay uygulanabilecek, hayatın içinden güzellik önerileri</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Pratik güzellik yöntemleri sayesinde çok fazla zaman harcamadan çok bakımlı görünmeniz mümkün. Dr. Melisa Eczacıbaş<span id="more-4077"></span>ı sizler için anlattı.</p>
<p>Makyaj</p>
<p> Koyu renkli rujların modası henüz geçmedi ama hepimiz çantamızda bir de parlatıcı taşır olduk. Evden çıkarken ağır makyaj yapmayı sevmeyenlerdenseniz dudaklarınıza bir parlatıcı sürebilirsiniz. Emin olun size çok doğal ve zinde bir görüntü sağlayacaktır.</p>
<p> Transparan ama altın ve gümüş pırıltılı farları çok yönlü kullanmanız mümkün. Parmağınızla kolaylıkla uygulayabileceğiniz farlar göz makyajının üzerine aydınlık vermek amacıyla da kullanılıyor. Ya da allık fırçası yardımıyla pırıltılı bir dekolte ve omuz bölgesi elde edebilirsiniz.</p>
<p> Eğer hafta sonu göz makyajınızı maskarayla tamamlamak istemiyorsanız, kirpik kıvırıcılar hem bakışları canlandırır, hem de gözleri belirginleştirir. Unutmayın maskara kullandığınız zaman kirpiklere zarar vermesin diye göz temizleyicilerle makyajınızı iyice çıkartmanız gerekir.</p>
<p> Transparan pudra çoğumuz için mükemmel bir makyaj sabitleyicisi. Bu ürün ışığı yansıtarak, cilde aydınlık bir görüntü veriyor. Üstelik her zaman için pudra kullanmak cildi yaptığı koruyucu etkisinden dolayı yararlı.</p>
<p>Cilt</p>
<p> Cilt yüzeyindeki siyah noktacıklar ya da tüm diğer tahrişler için hiç bebeğinizin kremini kullandınız mı? İnanılmaz etkili olduğunu göreceksiniz. Küçük yaralar daha çabuk iyileşiyor. Eğer kremin üzerine bir de bal döküp tüm gece cildinizde bekletirseniz ertesi sabah kendinizi tanıyamayacaksınız. Unutmayın her şeyden önce bu tip sorunları tedavi etmekte yarar var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=4077&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/pratik-guzellik-onerileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşiniz arkadaşınız mı?</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/esiniz-arkadasiniz-mi.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/esiniz-arkadasiniz-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 16:57:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk/Evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=4093</guid>
		<description><![CDATA[Bir kadın eşiyle arkadaş olabilir mi, bunu iç düşündünüz mü?
&#160;
Yapılan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-478" title="Eşiniz arkadaşınız mı?" src="http://www.yasamportal.com/wp-content/themes/Bengu/scripts/cache//esiniz-arkadasiniz-mi.jpg" alt="" width="300" height="300" />Bir kadın eşiyle arkadaş olabilir mi, bunu iç düşündünüz mü?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yapılan bir araştırmaya göre Amerikalı erkekler en yakın arkadaşlarının eşleri olduğunu söylüyor. Onlar, en gizli duygu ve düşüncelerini eşleriyle paylaşıyor, başları sıkıştığında yine onlara koşuyor. Peki ya kadınlar bu konuda aynı fikirde mi?<br />
&lt;<span id="more-4093"></span>br /&gt;Elbette kadınlar bu konuda erkeklerle aynı fikirde değil. Siz en yakın kız arkadaşınızla yaptığınız uzun telefon konuşmalarını, yeni açılan alışveriş merkezindeki mağazaları konu alan sohbetleri eşinizle de yapabilir misiniz? Tabii ki hayır! Çünkü bu onunla asla aynı olmayacaktır. İkili ilişkilerde sınırlar en baştan çizilmiştir ve onları korumak gerekir.</p>
<p>Zaten arkadaşlık aşkla uyuşamaz. Çoğu zaman çift, arkadaşlığı ayrılık merasimine saklar ve iki taraf da birbirine arkadaş kalma sözü vererek ayrılır. Tabii ki bu söz karşılıklı olarak en baştan unutulacağı bilinerek verilmiş bir sözdür. Özellikle kadınlar &#8216;Biz gerçekten arkadaşız, o benim en iyi arkadaşım&#8217; dediklerinde aslında tutku ve erotizmi bitmiş ilişkilerinden kaçmakta olduklarının farkına bile varmazlar. Artık baştan çıkarma, tartışma, barışma, bakışma ve sessizlikte tansiyon ve şefkat bitmiştir. Duygusal gel-gitler yerini bir göl kadar durgun olan arkadaşlığa bırakmıştır. Peki gerçekten bir kadın eşiyle arkadaş olamaz mı?</p>
<p>Uzmanlar &#8220;hayır&#8221; diyor</p>
<p>Evlilik danışmanları bunun pek mümkün olmadığını savunuyorlar. Çünkü aşkı paylaşan insanlar birbirlerine daha yakındırlar. Ve dostluk bu yakınlığı kaldırmayabilir. Aynı zamanda arkadaşlık, erotizmi sulandıran bir unsurdur. Demokratik ve yatay eksenli dinamiklere sahiptir; karşılıklı saygıya ve güvene dayanır. Yani erotizmin tam tersidir. O ise dikey dinamiklere, efendi-köle ilişkisine, dengesi sürekli değişen güç savaşlarına dayanır.</p>
<p>Erotizm, sürekli baştan çıkarmadır. Karşınızda sizin için hep hazır olan biri varsa onunla oyun oynamaya devam etmek istemezsiniz öyle değil mi? Arkadaşlık ise onun orada olduğunu bilmek ve kendini güvende hissetmektir. İşte bu iki boyut birbiriyle asla uyuşmaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=4093&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/esiniz-arkadasiniz-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2012 ic camasirlari</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/2012-ic-camasirlari.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/2012-ic-camasirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2011 14:26:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellikte Kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=4351</guid>
		<description><![CDATA[Catalina Otalvaro resimleri &#8211; Besame 2012 iç çamaşır tanıtımı


















&#160;












&#160;


&#160;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #c20900;">Catalina Otalvaro resimleri &#8211; Besame 2012 iç çamaşır tanıtımı</span><br />
<span style="color: #000000;"><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-2g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-3g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-4g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-5g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-6g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-7g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-8g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-12g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-15g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-16g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-18g.jpg" alt="" border="0" /><img src="http://www.karsihaber.com/catalina-otalvaro-resimleri-besame-2012-ic-camasir-tanitimi-5325-1g.jpg" alt="" border="0" /></span></p>
<p><img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar17.jpg" alt="" width="325" height="439" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar15.jpg" alt="" width="321" height="443" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar16.jpg" alt="" width="441" height="333" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar13.jpg" alt="" width="567" height="322" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar14.jpg" alt="" width="414" height="280" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar11.jpg" alt="" width="318" height="475" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar12.jpg" alt="" width="316" height="480" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar10.jpg" alt="" width="279" height="439" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar9.jpg" alt="" width="195" height="525" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar8.jpg" alt="" width="324" height="469" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar7.jpg" alt="" width="446" height="281" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar5.jpg" alt="" width="410" height="559" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar6.jpg" alt="" width="449" height="281" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar4.jpg" alt="" width="384" height="561" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar3.jpg" alt="" width="391" height="543" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar2.jpg" alt="" width="360" height="486" /><br />
<img src="http://www.eksihaber.com/wp-content/uploads/2011/12/jar1.jpg" alt="" width="361" height="492" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="http://www.modavekadinlar.com/pic/kirmiziii.JPG" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://pemberuj.net/wp-content/uploads/2008/12/kirmizi_camasir_vs.jpg" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://www.forumozel.com/2011/kirmizi-kulot-kirmizi-sutyen-kirmizi-ic-camasir-kirmizi-ic-giyim-modelleri-seksi-kirmizi-ic-camasirlar-forumozel-21.jpg" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://www.meleklermekani.com/imagehosting/kirmizi-iccamasiri3-5609.jpg" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://www.forumozel.com/2011/kirmizi-kulot-kirmizi-sutyen-kirmizi-ic-camasir-kirmizi-ic-giyim-modelleri-seksi-kirmizi-ic-camasirlar-forumozel-22.jpg" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://www.kadinvekadin.net/resimler/galeri/2011_yilbasina_ozel_kirmizi_ic_camasir_modelleri_2.jpg" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/arsivimage.aspx?picid=2557379" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://img.internethaber.com/news/23366.jpg" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://images.gittigidiyor.com/2685/SEKSI-FANTAZI-IC-CAMASIR-ICGIYIM-kirmizi-b20__26857789_0.jpg" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://www.forumozel.com/2011/kirmizi-kulot-kirmizi-sutyen-kirmizi-ic-camasir-kirmizi-ic-giyim-modelleri-seksi-kirmizi-ic-camasirlar-forumozel-28.jpg" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://www.meleklermekani.com/imagehosting/kirmizi-iccamasiri11-7018.jpg" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://statics.magazinkolik.com/Images/news/m/v/miranda_kerr2&amp;.jpg" alt="" border="0" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="http://www.forumozel.com/2012-kirmizi-ic-camasirlari/2012-seksi-kirmizi-kulot-sutyen-jartiyer-kirmizi-ic-giyim-camasir-modelleri-forumozel-com-06.jpg" alt="" border="0" /><br />
<img src="http://www.modakulvar.com/blog/images/fft26_mf57425.Jpeg" alt="" border="0" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=4351&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/2012-ic-camasirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkekler ic camasirlari hakkinda ne dusunuyor?</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/erkekler-ic-camasirlari-hakkinda-ne-dusunuyor.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/erkekler-ic-camasirlari-hakkinda-ne-dusunuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 00:07:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=4349</guid>
		<description><![CDATA[Diyor ki: Kıvrımları vurgulamak için bir parça renk ile siyah ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diyor ki: Kıvrımları vurgulamak için bir parça renk ile siyah ve beyaz çamaşırlar çok seksi, zarif ve ruh halini destekler. Parlak ya da ten rengi ise kesinlikle değil! Ne giydiğinizi görmek ve vücut kıvrımlarınızı gözlerimizle takip edebilmek istiyoruz. Bunu engelleyen ayrıntılar kesinlikle kabul edilemez.</p>
<p>Diyoruz ki: Ten rengi olanlara karşı biraz şüpheci davranıyoruz, şüphesiz yaklaştığımız tek renk ise siyah çok çaba harcamadan ve her zaman şık, seksi.</p>
<p>Diyor ki: Vücuda tam uyum sağlamalı, beden ölçüleri zorlanmamalı. Giydiğiniz şeyin içinde kendinizi iyi hissetmeniz çok önemli. Ve bunu sürekli çekiştirilen askılar, düzeltmek zorunda kaldığınız bir külot ya da kaşındıran bir iç parça ile yapamazsınız. Ve emin olun çekiştirme, düzeltme ve kaşınmalarınızı her zaman fark ederiz.</p>
<p>Diyoruz ki: Kimi moda trendleri gibi (merhaba skinny jean’ler, sizden bahsediyoruz) her iç çamaşırı herkesin vücuduna uygun düşmeyebilir. Ve evet bir şey rahatsız görünüyorsa muhtemelen rahatsız hissettiriyordur da!</p>
<p>Diyor ki: Basit tutun. Ya da bilinçli bir karmaşa yaratın. Üzerinizden çıkarmayı beceremediğimiz iç çamaşırlarıyla uğraşmak en az ‘şunu nasıl çıkaracağız’ diye sormak kadar bozabilir havayı. Genellikle kendimizi bu konuda eğitmiş olsak da eğer komplike bir takım tercih ettiyseniz belki de kendiniz çıkartmalısınız. Üstelik ön sevişme esnasında bir kadının kendi kendine soyunmasını izlemek muhteşem bir şey.</p>
<p>Diyoruz ki: Uğraştığı halde bir türlü açamadığı sutyen sadece onun havasını bozmayacaktır elbette. Korse sutyen kombinasyonunuzun içinden çıkmaya çalışırken beklemek ateşli bir ön sevişmenin yerini doldurmayacaktır. Yardım etmek yerinde olacaktır.</p>
<p>Diyor ki: Aksesuarları unutmayın. Mücevher ve ayakkabılar iç çamaşırına eşlik edecek en güzel aksesuarlar. İç çamaşırları içindeki bir kadından daha seksi olan tek şey iç çamaşırları içinde ve yüksek topuklular giyen bir kadın olacaktır. Üzerindeki her şeyi çıkardığında tek başına kalacak hoş bir kolye ise nefes kesen bir görüntü.</p>
<p>Diyoruz ki: Mücevherleri bizim kadar sevecekleri tek zaman bu olabilir, kesinlikle faydalanılması gereken bir ipucu.</p>
<p>Diyor ki: Vücut şeklinizi nasıl sunmanız gerektiğini ve hangi bölgeleri vurgulayacağınızı bilin. Sizi güzel, seksi ve kendine güvenli gösteren şey giyinmek ama diğer tarafta kendinize uymayacak tercihler yapmamalısınız. Erkeklerin her şeyi görsel değerlendirdiğini unutmayın: çok fazla alt metin okumaz, efor sarf etmez ya da gayret göstermeyiz. Sunulanın hoşumuza gitmesini tercih ederiz. Yani bizim için 2 şey önemli, giydiğiniz çamaşır ile seksi hissetmeniz, gözükmeniz ve bizi de bu görünüm ve sunumla heyecanlandırmanız.</p>
<p>Diyoruz ki: Her şey söylendiği ve yapıldığı zaman, tüm çamaşırlar yerde ve geriye kalan sadece özgüvenimiz olacak. O yüzden kendinizi iyi hissettirecek şeyler giyin, karşınızdaki adamı sarsın ve nefes kesin. Sonrası gelecek ve sizinle birlikte olduğu için kendisini şanslı hissedecektir.</p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=4349&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/erkekler-ic-camasirlari-hakkinda-ne-dusunuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mimar sinan ve şaşırttıkları</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/mimar-sinan-ve-sasirttiklari.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/mimar-sinan-ve-sasirttiklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 17:34:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bunları Biliyor muydunuz?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=4346</guid>
		<description><![CDATA[Mimar Sinan&#8217;in Selimiye Camii&#8217;nin kubbesini o genislige oturtmak için 13 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mimar Sinan&#8217;in Selimiye Camii&#8217;nin kubbesini o genislige oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematigin bilinen 4 ana isleminden farkli besinci. bir islem bularak cozdugu soylenir.<br />
<span id="more-4346"></span></p>
<p>Ayrica minarelerin serefelerine cikanlarin yolda birbirlerini gormemeleri ise buyuk bir bir dehanin urunudur. Almanlar ayni sistemi meclislerinin onundeki dev kurede kullanmislar. Mimar Sinan bu sistemi 2 metre capindaki minarelere yuzyillar once monte edebilecek bir dehadir. Almanlarin dehasi ise, o cirkin metal yiginina Selimiye&#8217;den fazla turist cekebilmelerindedir.</p>
<p>Bir gun Selimiye Camii&#8217;ne girenler, kubbenin altiinda bir Japon&#8217;un ayaklarini kibleye dogru uzatmis sirtustu yattigini gormusler Tabii hemenJapon&#8217;u, &#8220;Burasi kutsal bir yer. Bu sekilde yatmak bizim inanclarimiza gore saygisizliktir. Lutfen oturun veya ayakta durun&#8221; diyerek uyarmislar. Ancak, Japon trans vaziyetteymis, gozlerini kubbeden ayirmadan soyle sayikliyormus: &#8220;Bu imkansiz. Ben yillarin muhendisiyim. Bu kubbe var olamaz. Hayal goruyorum. Bu kubbenin orada o sekilde durmasi fizik ve matematik kurallarina aykiri. Bu imkansiz, orada hicbir sey yok,orada hicbir sey yok&#8230;&#8221;</p>
<p>Selimiye camisisinin zemini gevsek toprakmis. Bu nedenle minarelerinin yakin zamanda yikilacagi farkedilimis. Uluslararasi bir grup bilimadami toplanmislar. Nasil kurtaririz bu tarihi minareleri diye kafa kafaya vermisler. Sonucta en son teknoloji olan metal kelepcelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi cozum olduguna karar vermisler. Minarelerin temellerini acinca, koymayi dusundukleri kelepcelerin aynisiyla karsilasmislar. Mimar Sinan bilmem kaç yüzyil once ayni seyi dusunmus megerse&#8230;.?</p>
<p>sultanahmet kubbesi</p>
<p>1950-60 arasi bir tarihte insaat muhendisi, mimar ve jeofizikçilerden olusan bir Japon heyeti Turkiye&#8217;ye gelmis. Heyet Imar ve Iskan Bakanligi&#8217;ndan izin alarak ulkemizdeki tarihi yapilari incelemeye baslamis. Ayasofyayi, Yerebatan Sarnicini filan gezdikten sonra sira Sinan&#8217; in kalfalik eseri Suleymaniye Camisi&#8217;yle Sinan&#8217;in ogrencisi Mimar sedefkar Mehmet Aga&#8217;nin eseri Sultanahmet Camisi&#8217;ne gelmis. Japonlar bu camiler uzerinde gunlerce inceleme yapmislar. Her geçen gun saskinliklari daha da artiyormus. Cunkü Japonlar daha ilk incelemede camilerin gevsek bir zemin uzerine insa edildigini anlamislar. Ama bunca yil, bu camilerde bir catlak dahi olmamasina akil sir erdirememisler. Bunun uzerine Tuürkiye programinin gerisini tamamen iptal edip, bu iki cami üzerine yogunlasmislar. Arastirmalarinin sonucunda herhangi bir sarsinti sirasinda bu iki caminin sabitlenmedigini aksine yerinde oynayarak yikilmaktan kurtulabildigi ortaya çikmis. Minareleri incelediklerinde ise dumurlari ikiye katlanmis. Minarelerin cok daha gelismis bir rayli sistem mekanizmasi uzerine oturtuldugunu ve her yone yaklasik 5 derece yatabildigini gormusler. Daha derin arastirma yapmak için Edirne&#8217;ye, Sinan&#8217;in ustalik eseri Selimiye Camisi&#8217;ne gitmisler. Ordaki olaganustu sistemleri gorunce iyice dumur olmuslar. Selimiye&#8217;nin tüm sirlarini aylarini harcayarak cozmüsler. Japonya&#8217;ya donduklerinde ise Sinan&#8217;in sirlarini uygulamaya sokarak sehirlerini Sinan&#8217;in kullandigi sistemlerle kurup muazzam gokdelenler dikmisler. Yani su an gelismis ulkelerin gokdelen yapiminda kullanildiklari</p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=4346&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/mimar-sinan-ve-sasirttiklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mimar Sinan ve Mihribah Sultan</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/mimar-sinan-ve-mihribah-sultan.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/mimar-sinan-ve-mihribah-sultan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 17:32:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bunları Biliyor muydunuz?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=4344</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı’nın büyük cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın ve büyük aşk’ı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’nın büyük cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın ve büyük aşk’ı Hürrem Sultan’ın bir kız çocuğu gelir Dünya’ ya .</p>
<p>Efsane bir ask’ın meyvesidir bu çocuk ve bu yüzden belki efsane aşkların en temeline, en masalsı olanına ithafen ismi Mihrimah konulur Mihr-ü Mah Farsça da Güneş ve Ay demektir.<br />
<span id="more-4344"></span><br />
Zaman hızla geçmiş Mihrimah Sultan büyümüş 17 yaşına gelmiştir ki o zamanlar için evlendirilmesi uygun olan bir yaştadır.<br />
İki talibi olur, biri Diyarbakır valisi Rüstem Paşa dır, diğeri ise saray’ın baş mimarı Mimar Sinan… .</p>
<p>Padişah biricik kızını Rüstem paşa ile evlendirir, Sinan evlidir ve 50 yaşındadır ama bilinen odur ki Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır&#8230;..</p>
<p>Mimar Sinan o derece derin bir tutku ile aşık olduğu Mihrimah Sultan’a kavuşamamıştır fakat o’na olan aşkını olanca güzelliğiyle, sanatına yansıtmıştır.</p>
<p>İstanbul’un en güzel yerlerinden birine, Üsküdar’a Mihrimah Sultan adına bir cami yapması istenir kendisinden.<br />
1540 yılında inşa etmeye başladığı cami’yi 1548 yılında tamamlar. Cami inşa edilirken bir yandan kendi aşkını anlatır hiç şüphesiz ve eserine sanki “eteklerini giymiş bir kadın” siluetini verir, ayrıca cami için mimari olarak esinlendiği, örnek aldığı yer ise bir başka aşka, kutsal bir aşka adanmış bir şaheserdir ; Ayasofya………..</p>
<p>Bahsi geçen bu cami 2 Minareli olup, padişah fermanı ile yaptırılan bir eserdir, ama Sinan’ın söyleyecekleri bununla bitmemiş olacak ki bu eserden 14 yıl sonra o güne kadar ilk defa, padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı da surların yakınına pek kimsenin ilgilenmediği, ıssız, yalnız ama İstanbul’ un en yüksek tepesi olan bir yere, sanki aşkının gizli, ıssız ve yalnızlığını ama bir o kadar büyüklüğünü haykırmak istermişcesine ikinci bir eser yapmaya koyulur&#8230;. Mihrimah Sultan’a ithafen&#8230;.. ..</p>
<p>Derler ki; cami Mihrimah sultanın o duru, gösterişsiz ve bir o kadar asil güzelliğine istinaden küçücüktür ve sadece 38 mt bir minareye sahiptir. Bir adet incecik kubbesinin üzerindeki 161 pencere ise iç güzelliğinin ne kadar aydınlık ve berrak olduğunu temsil eder, bu sayede gün ışığının her köşede adeta dans ettiği kadınsı edalı. (o tarihte bu açıklıktaki ve bu kalınlıktaki bir kubbeye o kadar pencere, dünya üzerinde sadece Mimar Sinan tarafından yapılabilirdi) cami içindeki pandatiflerde ve minare kenarlarındaki upuzun işlemelerde de Mihrimah Sultan&#8217;ın o çok güzel ayak topuklarını döven, upuzun saçları tasvir edilmiştir.,</p>
<p>Ve yine denir ki Mihrimah Sultan’ın statüsü iki minareli cami yaptırmaya yetmesine rağmen, yalnızlığını simgelemesi anlamında tek minareli yapılmıştır bu cami.</p>
<p>Ama Sinan aşk‘ını öyle sihirli bir tılsımla mühürlemiştir ki, bu sırra şaşırmamak, o sevdaların naifliğine imrenmemek elde değil. Sinan Usta&#8217;nın aşk&#8217;ının vesikasıdır sanki, iki caminin de yeri özenle seçilmiştir. Güneşin doğum ve batım yerleri tespit edilerek yapılmış camilerdir. Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’ni aynı anda görebileceğiniz bir yer tespit edin. Günbatımında (elbette, yılın sadece bir gününde ki o gün 21 Mart gece ile günün birbirinre eşit olarak kavuştuğu gün’dür daha enteresanı, o gün Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür) göreceğiniz muhteşem manzara şudur:</p>
<p>Edirnekapı Camii’nin tek minaresinin arkasından güneş batarken, Üsküdar’daki caminin minareleri arasından ay doğmaktadır!<br />
“Bu nasıl bir hesaplama, bu nasıl bir estetik anlayışıdır ve bu nasıl saygılı bir Aşktır!”</p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=4344&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/mimar-sinan-ve-mihribah-sultan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kanuni sultan suleyman han vasiyeti</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/kanuni-sultan-suleyman-han-vasiyeti.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/kanuni-sultan-suleyman-han-vasiyeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 17:31:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bunları Biliyor muydunuz?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=4342</guid>
		<description><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman vasiyet etmiş: &#8221;Ben ölünce sağ elim,avucum yukarı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanuni Sultan Süleyman vasiyet etmiş: &#8221;Ben ölünce sağ elim,avucum yukarı bakacak şekilde tabutumun dışına bırakıla&#8221; kimseler soramamış nedenini nasıl sorsunlsr emir büyük yerden.Vakit gelince emir yerine getirilmiş ve padişahın zevcesine sorulmuş nedeni.&#8221; Anlamadınız mı ben koskoca padişahım, Kanuniyim işte geldim işte gidiyorum,elim boş gidiyorum demek &#8221;demiş.</p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=4342&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/kanuni-sultan-suleyman-han-vasiyeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ermeni yasa tasarısının içeriği ve iddialara verilen cevaplar</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/ermeni-yasa-tasarisinin-icerigi-ve-iddialara-verilen-cevaplar.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/ermeni-yasa-tasarisinin-icerigi-ve-iddialara-verilen-cevaplar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 17:30:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bunları Biliyor muydunuz?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=4340</guid>
		<description><![CDATA[Eylül 2000 yılından beri ısıtılıp ısıtılıp Amerikan kongresine getirilen “Ermeni ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eylül 2000 yılından beri ısıtılıp ısıtılıp Amerikan kongresine getirilen “Ermeni Soykırımı Karar Tasarısı” bu defa Demokrat Kongre başkanı Nancy Pelosi sayesinde geçecek kaygısı Türkiye’de hakimdir. Aslında tasarının geçip geçmemesinin birkaç açıdan önemli olmadığı kanaatindeyim. Birincisi, zaten benzeri karar tasarıları Eyalet Parlamentolarında kabul edilmiştir. ANCA’nın resmi sitesine göre şu an 42 Eyalette Ermeni soykırımı kabul edilmiş<br />
<span id="more-4340"></span><br />
durumda. Gerçi bu sayı abartılıdır gerçek rakam 32 kadardır ama bunun da önemi yoktur. Nasıl olsa önümüzdeki yıl içinde hedeflenen sayıya ulaşmaları mümkündür. İkincisi, tasarının yaptırım gücü yoktur. ABD Başkanından 24 Nisan günü 1,5 milyon Ermeninin öldürüldüğünü ifade etmesi istenmektedir. Bu güne kadar Amerika’nın Cumhuriyetçi veya Demokrat başkanları 24 Nisan konuşmalarında “soykırım” sözcüğünü telaffuz etmeden aynı anlama gelebilecek sözler sarf ettiler. Ancak bu söylediklerimizden Türkiye’nin tasarıyı engellemek için mücadelesine son vermesi anlamı çıkarılmamalıdır. Elbette Türkiye var gücüyle hakkındaki bu son derece haksız, ahlaksız ve karalayıcı tasarıyı engellemek ve Türk milletinin sonsuza dek “soykırımcı” olarak damgalanmasının önüne geçmek için mücadele edecektir. Aksi takdirde diasporadaki Türk çocukları okul kitaplarında katil olarak ilan edilmenin ezikliği ile bulundukları ülkelerde asosyal bir kişilik geliştireceklerdir.<br />
Diğer taraftan Alt Temsilciler komitesine sunulan söz konusu tasarı tarihi açıdan gayri ciddi ve maddi hatalarla doludur. Gerekçeler özensiz ve bu senatörler ne versek kabul eder mantığı ile hazırlanmıştır. Tasarı, Başkan’ın ABD dış politikalarını, insan hakları, etnik temizlik ve ABD arşiv kayıtlarının ortaya koyduğu Ermeni soykırımı gibi konulara daha duyarlı bir şekilde yürütülmesini temin etme çağrısında bulunmaktadır. Ayrıca yine Başkan’dan 24 Nisan’ı ‘Ermeni Soykırımını Anma Günü’ olarak ilan etmesini talep etmektedir. Bu çağrı, doğal olarak Türkiye ABD arasındaki ilişkileri etkilemeye yöneliktir. Bu bakımdan yaptırım gücü olmamakla birlikte, Türk-Amerikan ilişkilerinin dostluk ve işbirliği çerçevesinde yürütülmesine pürüz getireceği için önemlidir. Çünkü bu tasarıda önceki tasarıdan farklı olarak Türkiye Cumhuriyeti soykırımdan sorumlu tutulmaktadır. Halbuki önceki tasarının politika deklarasyonu kısmında üçüncü bir madde vardı ve burada soykırımın Osmanlı İmparatorluğu tarafından yapıldığı ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nin soykırım yapmadığı açıkça belirtiliyordu. Belki daha da önemli olan, tasarı kabul edildiği takdirde ABD’de Türk imajının çok olumsuz bir şekilde etkileneceğidir. Bu da iki ülkenin ticari ve kültürel ilişkilerinde önümüzdeki yıllarda önemli bir kambur oluşturacaktır. Bu yüzden tasarının doğruları yansıtmadığı Amerikan kamuoyuna anlatılmalıdır. Bu amaçla, tasarının maddelerindeki maddi hatalar aşağıda değerlendirilmektedir.<br />
(1) Ermeni soykırımı 1915 -1923 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu tarafından tasarlanıp uygulandı ve yaklaşık 2 milyon Ermeni&#8217;nin sınır dışı edilmesiyle, bunlardan 1,5 milyon kadın, erkek ve çocuğun öldürülmesiyle, kurtulan 500 bininin de evlerinden kovulmasıyla ve 2500 yıllık Ermeni varlığının anavatanından tasfiye edilmesiyle sonuçlandı.<br />
Bu maddede sözde soykırımın Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1915-1923 yılında gerçekleştirildiği, 2 milyon Ermeni’nin sürgüne gönderilerek 1,5 milyon kadın, çocuk ve erkeğin ölümüne sebep olunduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca hayatta kalan 500.000 Ermeni’nin evlerinden çıkarılmak suretiyle Anadolu’daki 2500 yıllık Ermeni varlığının sona erdirildiği öne sürülmektedir. Halbuki 1923 yılında Osmanlı Devleti artık tarih sahnesinde yoktur. Başta V. Dadrian ve pek çok diğer Ermeni araştırmacı da 1915-1916 yıllarında 1,5 milyon Ermeni’nin öldürüldüğünü ve sözde soykırımın gerçekleştiğini iddia ettiği bilinmektedir. O halde neden tarihin 1923’e kadar uzatıldığı sorusu akla gelmektedir. Muhtemelen Ermeni lobileri tarihi bu aralıklarda tutmak suretiyle, Türkiye’nin reddi miras yoluyla cezasız kalmasının önüne geçmeyi planlamakta ve T.C. devletini de karalamaktadırlar. Diğer taraftan öldürüldüğü veya hayatta kaldığı belirtilen Ermeni sayısı hakkında tasarıda yer alan rakamlar abartılı ve yanlıştır. 1914 Ermeni nüfusunun tahminlere göre 1.400.000-1.700.000 arasında olduğu artık bir çok bağımsız araştırmacı tarafından ortaya konulmuştur. Dr. Johannes Lepsius-ki pro Ermeni bir papaz ve yazardır- Patrikhanenin verdiği rakamların üzerini çizerek 1.845.450 rakamını yazmıştır (Der Todesgang des Armenischen Volkes, Potsdam 1919, s. 308). 2 milyon nüfus rakamı ise hiçbir kaynakta geçmemektedir. (Bkz. H. Özdemir ve diğ. Ermeniler: Sürgün ve Göç, Ankara, 2004, s. 49-50). 1.5 milyon Ermeni’nin öldürüldüğü de bir efsanedir. Bu efsane 24 Temmuz 1915 tarihinde (yani tehcirin resmen 44. günü) Harput Amerikan konsolosu Leslie Davis’in raporunda “ne kadar Ermeni’nin öldürüldüğünü söylemek imkansızdır, fakat sayının bir milyondan az olmadığı tahmin edilebilir” demesiyle başlamıştır (NARA 867.4016/269) Kaldı ki Ermenilerin teorisyeni Dadrian bile 1 milyon hayatta kalan Ermeni’den bahsetmekte ve kayıpları da 1.1 milyon olarak pek çok yayınında beyan etmektedir. 1919 Paris görüşmelerinde Bogos Nubar Paşa yaklaşık 600-700 bin Ermeni’nin tehcir edildiğini belirtmektedir. Ayrıca Patrikhane savaş sonunda Anadolu’daki toplam Ermeni sayısını en az 644.000 olarak vermektedir. Cemiyet-i Akvam 1922 yılında dünyadaki Türkiye Ermeni sayısını 817.873 olarak açıklamaktadır. Üstelik aynı belgeye göre Müslüman olan veya Türkiye’de kalan 281.000 Ermeni bu rakama dahil değildir. (NARA 867.4016/816) O halde nasıl 1.5 milyon Ermeni öldürülmüş olabilir. Kaldı ki savaş sonrasında Ermeni Patrikhanesi tarafından İngiltere ve Fransa büyükelçilerine gönderilen bir memorandumda 1914-1918 arasında “200.000 Ermenin canlı canlı gömüldüğü veya Van Gölü, Fırat ve Karadeniz’de boğularak öldürüldüğü” iddia edilmektedir. Bu memorandum, Paris Barış görüşmeleri öncesinde Amerikan delegasyonuna verilen bir rapora “Report Presented to the Preliminary Peace Conference by the Commission on the Responsibility of the Authors of the war and on the Enforcement of Penalties, March 29, 1919) da aynen yansımıştır.Demek ki 1919’da Ermeni Patrikhanesi de Ermeni kayıp sayısını 200 bin olarak tahmin etmektedir. </p>
<p>(2) 24 Mayıs 1915 Müttefik Kuvvetler; İngiltere, Fransa ve Rusya ilk kez açıkça bir başka hükümeti “insanlığa karşı suç” işlemekle itham eden ortak bir bildiri yayınladı.</p>
<p>Tasarının 2. maddesinde 24 Mayıs 1915 tarihindeki Müttefik deklarasyonuna yer verilerek güya Osmanlı devletinin sürgünden önce uyarılmasına rağmen etnik temizlik yaptığı ileri sürülmekte ve bu şekilde devletin planlı ve sistematik bir operasyon ile Ermenileri imha ettiği fikri uyandırılmaya çalışılmaktadır. Elbette bu deklarasyon yayınlanmıştır ama yayınlayanlar o tarihte Osmanlı’yı parçalamak için gizli anlaşmalar yapan devletlerdir. Ayrıca deklarasyonu yayınlayan Rusya o tarihlerde ülkesindeki Yahudilere karşı katliam yapmaktaydı. İngiltere ise Alman kökenli isyancı vatandaşlarını sınır dışı etmekte yada toplama kamplarına göndermekteydi. Ayrıca belirtilmelidir ki, deklarasyonda bahsedilen iddialar Ermeni siyasi partilerinin görüşlerine dayanmakta ve tarih 20 Mayıs 1915’de Rusların Van şehrini tamamen işgal etmesi ve Ermenilerin Müslümanları kılıçtan geçirdiği bir dönemdir. </p>
<p>(3) Bu ortak bildiride, &#8220;Müttefik Kuvvetler&#8217;in, bu suç için Osmanlı Devletinin tüm üyelerini ve yanında bu katliamlara bulaşmış işbirlikçilerini de bizzat sorumlu tutacağını açık açık Bab-ı Ali&#8217;ye beyan eder” deniliyordu. </p>
<p>Yukarıda ifade edildiği gibi bu Müttefiklerin bir propaganda faaliyetidir. Nitekim Osmanlı Devleti verdiği cevapta, Osmanlı topraklarında Ermenilere karşı katliam yapıldığı kesinlikle yalandır demiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun cevabında çok ilginç bir detay da vardır: Bu iftiraların kaynağı Romanya ve Bulgaristan’da bulunan İngiltere ve Rusya konsoloslarıdır. Gerçekten de Taşnaksutyun Siyasi propaganda büroları da bu iki ülke başkentindeydi ve Mavi kitap’taki pek çok katliam haberiyle ilgili raporlarda bu bürolardan çıkmıştır.</p>
<p>(4) I. Dünya Savaşı sonrası Türk hükümeti, Ermeni soykırımının “organizasyonu ve uygulamasında” ve “Ermenilerin katliamı ve imhasında” yer almış bulunan üst düzey yöneticileri suçladı.</p>
<p>Tasarının 4. maddesi savaş sonrasında Osmanlı’nın suçu mahkemelerinde kabul ettiğini ve soykırım sanıklarının tutuklu olanlarını mahkum ettiğini iddia etmektedir. Ünlü Amerikan tarihçisi Justin McCarthy bu mahkemeleri “kanguru mahkemeleri” olarak değerlendirmekte, mahkemelerin işgalci müttefiklerin kukla yönetimi tarafından kurulduğunu hatırlatmaktadır. İngiliz Yüksek Komiseri S.A.G. Caltorphe Londra’ya yazdığı bir raporda yargılamaların maskaralığa dönüştüğünü ve hem Türk hem de kendi hükümetlerinin itibarını zedelediğini belirtmiştir. (FO 371/4174/118377) Ferudun Ata adlı bir tarihçi tarafından hazırlanan İşgal İstanbulu’nda Tehcir Yargılamaları, Ankara 2005 adlı eserde ifade edildiğine göre, dönemin hükümeti, Paris Barış Konferansı’nda daha uygun koşullar elde etmek ve muhalifi olduğu İttihat ve Terakki Milletvekillerinden intikam almak için mahkemeleri kurmuştur. Mahkemeler de sorgular da düzmecedir. Yalancı şahitler, sanıklar aleyhine ifade vermeye zorlanmıştır. Örneğin Yozgat tehcir davasından sanık olan Jandarma komutanı Binbaşı Tevfik aleyhine ifade veren kunduracı Artolos ücret karşılığı ifade vermesi için İstanbul’a getirilmiş, daha sonra aynı kişi Dr. Ata’nın tespitine göre Müslüman olmuş Rifat adıyla komisyona ifade vermiştir. Dr. Ata’nın eseri bunun gibi yalancı tanık ifadelerini deşifre etmektedir. Tanıklar lehine ifade veren kimse mahkemeye çıkarılmamıştır. Mahkeme başkanları yalan şahitleri bazen ortaya çıkarmalarına rağmen asla cezai işleme baş vurmamışlardır. Dr. Ata şahitlerin İngiliz Yüksek Komiserliğinde oluşturulan “Ermeni-Rum Şubesi”nde eğitilerek mahkemeye gönderildiğini tespit etmiştir. Tevfik Paşa hükümeti döneminde mahkeme kararlarının temyizi için açılan davaların büyük bir çoğunluğu da bozulmuştur. Temyiz sonucu kararı bozulanlar arasında maalesef idam edilen Nusret Bey’in davası da vardır. Öte yandan İngiliz Komiseri Amiral Caltorphe da bu mahkemelerin Müttefik güçler için utanç verici olduğunu rapor etmiştir (FO 371/4173/61185’den naklen Gunther Lewy) 4. Nisan 1919’da ABD’nin Yüksek Komiseri Lewis Heck, “ yaygın bir şekilde, [yargılamaların] çoğunun kişisel intikam saikiyle veya İtilaf Devletleri yetkililerinin ve özellikle İngilizlerin kışkırtmasıyla yapılmakta olduğuna inandığını” rapor etmiştir. (NARA 867.00/868; M 353, roll 7, fr. 448) Kaldı ki haksız yargılamalarla bu kararların alınmasına yardımcı olan İngiltere, 144 İttihatçı ileri gelen mahkumu benzeri suçlamalarla Malta’ya götürmüş ama haklarında somut delil bulamadığı için mahkemeye çıkarmamıştır. </p>
<p>(5) Jön Türk Rejiminin (İttihat ve Terakki Partisi) yetkilileri, kurulan askeri sıkıyönetim mahkemelerinde, Ermeni halkına karşı katliamlar organize etme, uygulama suçlamasıyla yargılanarak mahkum edildiler. </p>
<p>Dr. Feridun Ata’nın yukarıda işaret ettiğimiz tespitleri dışında, Justin McCarthy, Gunter Lewy gibi tarihçiler bu mahkemelerin güvenilir olmadığını, sanıklar aleyhine şahitlik yapanların sorgulamalarının yasal zeminde yapılmadığını, savunmalarının dikkate alınmadığını, mahkeme başkanlarının savcı gibi hareket ettiğini, sanığa savunma hakkının usule uygun olarak verilmediğini belirtmişlerdir. Lewy’nin de belirttiği gibi yargılamalar boyunca mahkeme hiçbir tanık dinlememiş ve hükümler tamamıyla savunmanın yanıtı dikkate alınmadan yalan şahitlerin ifadelerine dayanılarak verilmiştir. ABD’nin Yüksek Komiseri Lewis Heck Yozgat mahkemesindeki sanıkların “anonim mahkeme kayıtlarına” dayanılarak yargılanmalarını onaylamadığını ifade etmiştir. (NARA 867.00/81’den naklen Gunther Lewy). Ayrıca mahkemeye çıkarılanların büyük bir çoğunluğu görevlerini suiistimal ve askeri emre itaatsizlik gibi suçlardan mahkum olmuşlardır. </p>
<p>(6) Ermeni soykırımının başta gelen organizatörleri olan Harbiye (Savaş) Bakanı Enver, İçişleri Bakanı Talat ve Donanma Bakanı Cemal işledikleri suçlardan dolayı idama mahkum oldular, ancak mahkemelerin kararları uygulanmadı.</p>
<p>İşgal İstanbul’undaki olağanüstü mahkemelerde Enver, Talat ve Cemal gıyaplarında yargılanmışlar ve idama mahkum edilmişlerdir. Ancak tasarı metninde ima edildiği gibi bu üç kişi, “Ermeni halkına karşı katliamlar organize etmek ve uygulamak”tan değil, ülkeyi korkunç bir savaşa sokmak gibi siyasi bir suçtan dolayı mahkum edilmişlerdir. Ayrıca not etmek gerekir ki, İttihat ve Terakki Partisinin I. Dünya savaşında en etkili bu üç kişisinin mahkemeleri firarda oldukları için gıyaben yapılmış, mahkemelerinde hiçbir somut delil gösterilmeden mahkumiyet kararı verilmiştir. Dolayısıyla bu sanıklara verilen cezanın infaz edilmemesi ihmal veya işlenen suça kayıtsız kalmakla alakalı değildir. Üstelik Cemal Paşa Suriye’deki kamplarda Ermenilere yaptığı yardımlar dolayısıyla Ermenilerin bile takdirini kazanmış, Lepsius bile onun yardımlarını övmüştür. Sonuçta, bu üç tarihi şahsiyet firar ettikleri ülkelerde Nemesis adlı gizli bir Ermeni terör örgütünün tetikçileri tarafından öldürülmüşlerdir. Üstelik bu örgüt, mahkemelerde suçlu bulunmayan Sait Halim Paşa, Bahaeddin Şakir ve Cemal Azmi gibi devlet görevlilerini de yargısız infaza tabi tutarak öldürmüştür. </p>
<p>(7) Ermeni soykırımı ve bu adlî başarısızlıklar, Avusturya, Fransa, Almanya, Büyük Britanya, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Vatikan ve diğer birçok ülkenin ulusal arşivlerinde yer alan karşı konulamaz delillerle belgelenmiştir. Bu belgelerdeki sayısız kanıt, bu gerçekleri, bu olayları ve bu sonuçları doğruluyor. </p>
<p>Tasarının 7. maddesinde Avusturya, Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya ve ABD arşivlerinde yeterli arşiv belgesinin soykırımı ispat için mevcut bulunduğu iddia edilmektedir. Ancak tarafımdan Amerikan arşivlerindeki bütün malzeme görülmüş ve didik didik edilmiş olmasına rağmen somut olarak kişiler hakkında kullanılabilecek nitelikli belgelerin sayısının çok az olduğu tespit edilmiştir. Ölümlere veya katliamlara doğrudan tanıklık edenlerin ifadelerini içeren belge sayısı çok azdır. Tanık ve konsolos raporlarında sözü edilen hemen bütün katliam bilgileri duyumlara dayanmaktadır. Belgelerin önemli bir kısmı da Patrikhane ve Taşnak siyasi propaganda bürolarının deklarasyonlarından ibarettir. Nitekim Malta’da tutuklu bulunan 144 Türk hakkında Amerikan arşivlerinde yapılan araştırma sonucunda hiçbir somut veriye ulaşılamamış ve R.G. Craigie, Lord George Curzon’a yazdığı 13 Temmuz 1922 tarihli yazıda delil teşkil edebilecek somut bir bilgiye ulaşamadığını belirtmiştir. Bu yüzden olsa gerek Türk Hükümeti tarafından resmen Ermenistan Cumhuriyetine önerilen ortak bir tarih komisyonu kurulması ve çalışma sonuçlarının her iki tarafça kabul edilmesi teklifi reddedilmektedir. </p>
<p>(8) ABD Ulusal Arşivleri, Ermeni soykırımı İle ilgili çok kapsamlı ve doğru belgeleri bünyesinde barındırmaktadır. Özellikle de ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 59. kayıt grubu altındaki 867.00 ve 867.40 numaralı dosyalar kamuoyu ve ilgili kuruluşların kullanımına büyük ölçüde açıktır. </p>
<p>Amerikan arşivlerinde bulunan belgeler çeşitli tasnifler altında toplanmıştır. Ermenilerin genelde iddialarını dayanak olarak kullandıkları koleksiyon “Dışişleri Bakanlığı Belgeleri” ve özellikle de “Türkiye’nin İçişleri”dir. Bu belgelerin büyük bir çoğunluğu Morgenthau’nun iki Ermeni tercümanının yorumuyla derlenmiştir. Ermeni siyasi propaganda bürolarının hazırladığı sahte tanık ifadeleri söz konusu raporlara girmiştir. Bununla birlikte özellikle konsolos raporlarındaki duyumlarla ilgili satırlar göz ardı edilerek bu belgeler okunduğunda tehcir operasyonun olumlu tarafları hakkında çok değerli bilgiler içerdikleri görülecektir. Mesela Halep’te bulunan J. Jackson’ın raporlarında Halep’e ulaşan Ermenilerin sayısının 500.000’lere ulaştığı, bunların kent içinde ve dışında evlere, köylere ve kamplara yerleştirildikleri, Cemal Paşa’nın yaptığı yiyecek yardımları, kampların yönetimi ve gelenlerin din, mezhep ve ulaşım vasıta çeşitlerine göre tasniflerinin yapıldığı görülmektedir. </p>
<p>(9) 1913-1916 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nu nezdinde ABD Büyükelçisi olan Henry Morgenthau, aralarında Osmanlı İmparatorluğumun müttefiklerinin de yer aldığı çeşitli ülkelerin resmi görevlilerinin Ermeni soykırımına ilişkin protestolarını organize etti ve başını çekti.</p>
<p>Madde 9-10. da Morgenthau’nun kitabını soykırım iddialarını desteklemek için kullanmak bilimsel açıdan kınanacak bir durumdur. Amerikalı tarihçi Heath Lowry, Morgenthau’nun Hikayesi adını verdiği kitabında büyükelçinin iki Ermeni tercümanının raporları nasıl tahrif ettiklerini delilleriyle göstermiştir. Kaldı ki Morgenthau’nun eseri yerine onun Dışişleri Bakanlığına göndermiş olduğu raporların aslını kullanmak daha doğru ve bilimsel metotlara uygun bir yaklaşımdır. Diğer taraftan Morgenthau Anadolu’ya ayak basmış bile değildir ve kendisi fazlasıyla Ermenilerin davasına angaje olmuş bir kişidir. Kendisinden sonra İstanbul’da görev yapan Amiral Bristol de raporlarında Morgenthau’yu taraf olmakla ve katliam haberlerini abartılı olarak bildirmekle suçlamıştır. Morgenthau’nun eserinin 1918 yılında Paris Barış Konferansında Ermenistan delegasyonunun devlet kurma taleplerini desteklemek üzere yazılmış bir propaganda eseri olduğu kanaati bilim çevrelerinde hakimdir. </p>
<p>(10) Büyükelçi Morgenthau, ABD Dışişleri Bakanlığı&#8217;na Osmanlı İmparatorluğu hükümetinin politikasını &#8220;bir ırkın imha kampanyası&#8221; olarak açıkladı ve kendisine 16 Temmuz 1915&#8242;te Dışişleri Bakanı Robert Lansing tarafından “Bakanlık, Ermeni zulmünü durdurmak için (yürüttüğünüz)&#8230;.prosedürünüzü onaylıyor” şeklinde bir talimat verildi. </p>
<p>Morgenthau’nun raporunda geçen bu tür ifadeler onun tercümanı Arshag Schmavonian ve sekreteri Hagop Andonian’ın ne kadar etkisinde kaldığını göstermektedir. Morgenthau’nun bu tespitlerini yaptığı günlerde henüz pek çok ilde sevk ve iskan faaliyeti ya başlamamış ya da birkaç hafta önce başlamıştır. Unutulmamalıdır ki Erzurum dışında pek çok doğu vilayetinden sevk 1Temmuz 1915 sonrasında başlamıştır. Harput’tan sevkıyat 4 Temmuz’da Elazığ’dan 1 Temmuz’da, Trabzon’dan 1 Temmuz’da ve Yozgat’tan 18 Temmuz’da sevk başlamıştır. Demek ki Morgenthau’nun raporunu kaleme aldığı Temmuz ayı, henüz yaşananları “bir ırkın imha kampanyası” olarak betimlemek için çok erkendir. Bu rapor, olsa olsa büyükelçinin ön yargısını anlamak bakımından uygun olabilir. ABD Dışişleri Bakanlığının söz konusu talimatı, kuşkusuz Büyükelçisinin bakanlığa verdiği raporlar doğrultusundadır. Henüz erken bir tarihte ABD Dışişleri Bakanlığının katliamların bir ırkın imhası boyutunda olduğuna kanaat getirerek bir talimat vermesi zaten mümkün değildir. </p>
<p>(11) 9 Şubat 1916&#8242;da Kongre&#8217;nin hem Senato hem Temsilciler Meclisi&#8217;nde kabul edilen 12 sayılı kararında, ABD Başkanından, “bu ülkenin vatandaşlarının, o tarihlerde açlık, hastalık ve tarifsiz acılarla boğuşan Ermenilerin refahı için toplanmakta olan fonlara katkıda bulunarak onlara olan sempatilerini ifade edebilecekleri bir gün ayırmasının” önerilmesi kararlaştırdı. </p>
<p>Robert Lansing’in bu önergesi de Amerikanın Ermeni kamplarındaki mültecilere yardım faaliyetine katkıda bulunmaya yönelik bir faaliyetin sonucudur. Dolayısıyla Lansing’in önergesinin Ermenilerin iddia ettiği gibi bir amaçla hazırlanmadığı açıktır. Zaten Dışişleri Bakanı Lansing, Başkan Wilson’a gönderdiği 21 Kasım 1916 tarihli yazısında Ermeni tehcirinin aslında Ermenilerin ihanetinden dolayı yapıldığı savunulmuştur. Ayrıca altı çizilmesi gereken bir nokta da şudur ki, o tarihlerde Müslüman köylü de aynı şartlardan muzdariptir. Justin McCarthy’in “Death and Exile” kitabında belirtildiği gibi Müslümanların kayıpları da 2 milyonun üzerinde olup, çoğu açlık ve salgın sebebiyledir. Hikmet Özdemir’in “Salgın Hastalıklardan Ölümler 1914-1918” kitabında belirtildiği gibi hastane kayıtlarına göre ordunun bile salgınlardan kaybı 401.859 kişidir. </p>
<p>(12) Başkan Woodrow, bir Kongre kararıyla, Amerikan halkının evlatları sayılan 132.000 öksüz ve yetim dahil, Ermeni soykırımından kurtulanlara yardım temelinde 1915-1930 arasında $116.000.000’lık bir tutara ulaşan ve “Yakın Doğu Fonu” olarak bilinen derneğin oluşturulmasını onayladı ve teşvik etti. </p>
<p>Öncelikle bu derneğin ilk oluşumu “Ermeni ve Süryanilere Yardım Komitesi” şeklinde olmuş ve kuruluşunda ABD İstanbul Büyükelçisi H. Morgenthau önemli bir görev ve sorumluluk üstlenmiştir. Bu yardım komitesinin taşradaki üyeleri misyonerler ve fakat özellikle konsoloslar olmuştur. Mesela Halep koordinatörü konsolos J. Jackson’dır. Bu komite 1919 yılında aynı amaçla kurulan diğer fonları bir çatı altında toplayarak NER “Yakın Doğu Fonu” adını almıştır. Bu tasarıda vurgulanmayan husus, bu yardım kuruluşlarının Osmanlı hükümetinin destek, teşvik ve izniyle Ermeni ve diğer vatandaşlara yardım götürdükleridir. Savaşın başlangıcında Osmanlı Devleti yabancı kuruluşlarının Ermenilere yardım etmelerine, “tehcire karşı direnişin cesaretlendirilebileceği” ve mültecilerin her türlü ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılanacağı gerekçesiyle karşı çıkmıştır. Ancak devletin maddi olanaklarının yetersiz kalması üzerine bu dernek de dahil yabancı yardım kuruluşlarına sınırsız çalışma imkanı verilmiştir. Bu şekilde kampları yardım kuruluşlarına açmak bile aslında başlı başına Ermenilere karşı bir ırk imha politikası uygulanmadığına kanıttır. </p>
<p>(13) 359 Sayılı, 13 Mayıs 1920 tarihli Senato Önergesi, “Senato Dış İlişkiler Komitesinin Alt Komitesi tarafından yürütülen oturumlarda alınan tanık ifadelerinin rapor edilen katliamların ve Ermeni halkının çektiği diğer mezalimlerin doğru olduğunu açıkça doğruladığını” ifade ediyordu.</p>
<p>Maalesef şimdi ve o dönemde Amerikalı politikacılar olaylara zaman zaman sırf Ermeni seçmenlerinin gözüyle bakmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Ermeni propagandası masum Ermenilerin barbar Türkler tarafından katledildiği şeklindeki masalı temsilcilerine kabul ettirmişlerdir. Kaldı ki kısmen bu tanıklık ifadelerinde doğruluk payı bile olsa, tarafsız bir ülke, Türk tanık ifadelerine de başvurmayı görev bilmelidir. Nitekim Ermeniler de doğu Anadolu’da 1914-20 arasında yüz binlerce Türk ve Müslüman öldürmüşlerdir. Amiral Mark L. Bristol, Türkiye’de görev yaptığı sırada Ermeni propagandalarının ne kadar hayal mahsulü olduğunu görmüştür. 12 Mart 1926 tarihinde yazdığı geçmişte olanları özetlerken şunları yazmıştır: “Rusların Doğu Anadolu bölgesine ilerlediği sırada Süryani ve Ermeniler Rusya saflarına katılmışlardır.Rusların ilk ve ikinci ileri harekatları sırasında Ermeni ve Süryaniler işgal edilen bölgedeki Müslüman nüfusa karşı intikam fırsatını kullanmışlardır. Ruslar özellikle Erzurum civarında Ermenilerin taşkınlıklarını ve şehrin Müslüman mahallelerinin büyük bir kısmının katledildiğini rapor ediyorlar. Ne kadar büyük boyutta taşkınlıklar yaşandığı belki hiç bilinmeyecektir. Fakat Ermeni ve Süryanilerin kuvvetlerini Rusya ordusu ile birleştirdikleri güneye doğru olan bölgede, Amerikalılardan aldığım raporlara göre, Hıristiyanlar Müslüman nüfusu tamamen imha etmişler,o kadar ki, yörede “yaşayan tek bir canlı hatta köpek, kedi, tavuklar bile kalmamıştır” (NARA 767.90g15). Ne var ki raporların bu kısımları Ermeni yazarlar tarafından özenle ve gayri ahlaki boyutlarda gizlenmektedir. </p>
<p>(14) Önerge, General James Harbord tarafından yönetilen Ermenistan Amerikan Askeri Misyonu Senatosuna gönderilen ve “tecavüz, ihlal, işkence ve ölüm yüz güzel Ermeni vadisinde unutulmayacak hatıralar bırakmıştır ve o yörede gezenler bütün devirlerin bu en muazzam cürümünün delillerinden kendilerini pek uzak tutamazlar” diye yazan 13 Nisan 1920 tarihli raporun ardından geldi. </p>
<p>General Harbord görevi gereği gerçekleri öğretmek için gittiği Doğu Anadolu’da pro-ermeni bir kişi olmasına rağmen Müslüman köylülerin Andranik’in yaptığı mezalimleri duyduğunda çok etkilenmiş ve raporunda bunları da yazmıştır. Bununla birlikte Ermeni tarihçiler onun Ermenilerin mezaliminden bahseden satırlarını görmemezlikten gelmektedirler. Nitekim Harbord yapılan bütün propagandalara rağmen “Ermenistan’ın mandasını üstlenecek devlet, aynı zamanda, Anadolu, Rumeli, İstanbul ve Kafkasya’nın da mandasını üzerine almalıdır” şeklinde rapor hazırlayarak kongrenin salt Ermenistan’ın mandasını üzerine alma yönündeki görüşünün değişmesinde rol oynamıştır. </p>
<p>(15) ABD Holokost Anma Müzesi’nde de gösterildiği gibi, Adolf Hitler, komutanlarına 1939&#8242;da Polonya&#8217;ya saldırı emri verdiğinde kendisine yöneltilen eleştirileri &#8220;Bugün Ermeni soykırımını kim hatırlıyor&#8221; diyerek bertaraf etmiş ve Yahudi soykırımının önünü açmıştı.</p>
<p>Tasarı’da Adolf Hitler’in sözüne sığınılması da (madde 15) tam bir aldatmacadır. Ermeni bilim adamı Dr. ROBERT JOHN, Amerikalı bilim adamı Heath Lowry ve Türk bilim adamı Türkkaya Ataöv bu sözün bir sahte alıntı olduğunu ispatlamışlardır. Nürnberg’de Hitler’e atfedilen hiçbir konuşma metninde bu alıntı bulunamamıştır. Mahkeme Alman Askeri kayıtları arasında Hitler’in 22 Ağustos 1939 günü ordu komutanlarına yaptığı konuşmanın iki versiyonunu dosyaya almıştır. Bunlar US-29/786 PS ve US-30/1014 PS sayılarını taşımaktadır. Her iki belgede de Ermenilerden söz edilmemektedir. Maalesef pek çok bilim adamı benzeri Ermeni yalanlarını tespit etmelerine rağmen dile getirememekte, eleştirememektedirler. Çünkü Ermeni diasporasının fanatikleri Atatürk’e atfedilen bir yalan röportajı ortaya çıkardı ve eleştirdi diye, The Armenian Review dergisinin editörünü işten attırmıştır.</p>
<p>(16) Soykırım sözcüğünü 1944 yılında ilk olarak kullanan Raphael Lemkin, BM Soykırımı önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi&#8217;nin ilk savunucularındandı. Lemkin, Ermeni meselesini 20. yüzyıla ait kesin bir soykırım örneği olarak tanımlıyordu.</p>
<p>Rafael Lemkin’in bu soykırım suçunu tanımlarken “Hitler’in Yahudilere ve Türklerin Ermenilere yaptıkları gibi&#8230;.bütün milli, ırkî veya dinî grupların sistematik imhası” ibaresini kullanması günümüzde hiçbir şey ifade etmemektedir. Çünkü Lemkin bir tarihçi değildir ve hukuki tanımı sahip olduğu bilgiler doğrultusunda yapmaktadır. Elindeki bilgilerin Ermeni görüşleri doğrultusunda olduğu açıktır. Ayrıca o günden beri yapılan çalışmalar Ermenilere yapılan sevk ve iskan operasyonunun tanımda yer alan unsurlara uymadığını ortaya koymuştur. Lemkin’in tanımı yaptığı dönemde Ermeni tehciri hakkında bilgi ve belge çok azdır ve bilimsel çalışmalar son derece sınırlıdır. </p>
<p>(17) Soykırımla ilgili ilk karar BM tarafından Lemkin&#8217;in önerisi üzerine 11 Aralık 1946&#8242;da benimsendi. BM Genel Kurul kararı (96) ve BM Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi, BM&#8217;nin mevcut hükümlerini yasalaştırarak benzer suçları önleme ve cezalandırma amacıyla Ermeni soykırımını bir suç olarak tanımladı.<br />
Ermenilerin hemen her tasarıda yer verdiği bu iddia etkileyici olmakla birlikte, tamamen asılsızdır. “Ermeni soykırımı” BM tarafından asla kabul edilmemiştir. Bilakis 1948 sözleşmesinin geriye işlemediği hem sözleşmede hem de Ermeni yanlısı olarak hazırlanıp BM’ye sunulan raporlara karşı yapılan eleştirilerde dile getirilmiştir. 1985’te toplanan Alt Komite (yukarıda da değinildiği gibi) soykırım iddialarına karşı ortaya konulan deliller ışığında raporu kabul etmeyi reddetmiş ve “not” etmekle yetinmiştir. </p>
<p>(18) 1948 yılında BM Savaş Suçları Komisyonu Ermeni soykırımı hakkında &#8216;insanlığa karşı suçlar terimini kesin olarak karşılayan fiillerden biridir&#8217; tanımıyla Nurenberg Mahkemeleri için bir öncül olarak kullandı. </p>
<p>Tasarının bu maddesi de Ermeniler tarafından sıklıkla işlenen bir yanlış yoruma dayanmaktadır. Öncelikle ifade etmek gerekir ki Nüremberg mahkemelerinde sanıklar insanlığa karşı işlenen suçlardan ceza almışlardır. Zaten aksi de mümkün değildir çünkü soykırım sözleşmesinin kabul tarihi 1951 yılıdır. Nitekim BM Ekonomik ve Sosyal Kurulu, İnsan Hakları Komisyonu, Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu 1985 yılında 1915’te Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğu Anadolu bölgesindeki olayları soykırım olarak tanımamıştır. </p>
<p>(19) Komisyon, “Sevr Barış Antlaşması&#8217;nın 230. maddesinin hükümlerinin, 1915&#8242;teki İttifak Devletleri beyannamesiyle uyum içinde&#8230;Türk topraklarında Ermeni veya Rum asıllı Türk vatandaşlarına karşı işlenmiş suçları” kapsadığını belirtiyordu. Bu nedenle, bu madde, Tokyo ve Nuremberg sözleşmelerinin 6c ve 5c maddelerine göre “insanlığa karşı suçlar” kategorilerinden birine örnek teşkil etmektedir.</p>
<p>Önceki maddede açıklandığı gibi Nuremberg mahkemeleri, II. Dünya Savaşı sırasında işlenen suçlar için mağlup hükümetleri cezalandırmak üzere Müttefik devletler tarafından kurulmuştur. Bu mahkemelerin davaları “soykırım davaları” değildir. Dolayısıyla Nuremberg ve Tokyo Sözleşmelerinin 6c ve 5c Maddesi Ermeni tezleri açısından asla emsal oluşturamaz. </p>
<p>(20) 8 Nisan 1975’te kabul edilen Temsilciler Meclisi kararı (148) ile &#8220;Bu yılın 24 Nisan&#8217;ı &#8216;insanların insanlara insanlık dışı davranışının hatırlanmasının ulusal günü&#8217; olarak düzenlenmiştir. ABD Başkanı bugünün tüm soykırım kurbanlarını, Özellikle de Ermenilerin hatırlanması için Amerikan vatandaşlarını çağırmaya yetkili kılınmış ve bu çağrıda bulunması kendisinden istenmiştir&#8221; denmiştir.</p>
<p>Ne yazık ki Ermeni propagandalarının etkisiyle alınan bu karar gereği ABD Başkanları I. Dünya Savaşında çeşitli sebeplerle ölen Osmanlı vatandaşlarını etnik ve dini bakımdan ayrıma tutmakta ve sadece Ermeni ölüler için anma gününde konuşma yapmaktadır. Ölüleri dinleri ve etnik kökenleri nedeniyle siyaset konusu yapmak medeni insanlara ve ülkelere yakışmasa gerektir. Kaldı ki ABD Başkanları soykırım sözcüğüne bugüne kadar konuşmalarında yer vermemişlerdir. Bu isabetli bir yaklaşım tarzıdır, çünkü olayların hangi şartlarda yaşandığını konu alan “Ermenilerin Zorunlu Göçü 1915-1917” adlı çalışmamızda, açık bir şekilde sevk ve iskanın sistematik, planlı bir yok etme planının uygulaması olmadığı kanıtlanmıştır. Bu çalışmamız özellikle konsolos ve misyoner raporlarına dayanmaktadır. </p>
<p>(21) Başkan Ronald Reagan 22 Nisan 1981 tarihli 4838 no&#8217;lu kamuoyu açıklamasında kısmen, Ermeni soykırımı, Kamboçya soykırımı ve Yahudi soykırımından çıkarılan derslerin asla unutulmaması gerektiğini” belirtti.</p>
<p>Ermenilerin ABD’de güçlü bir lobi faaliyeti olduğu bilinmektedir. Ayrıca Boston ve Massachusetts ve California Eyaletlerinde çok sayıda Ermeni yaşıyor olması buradaki senatörleri Ermeni tezlerine sıcak bakmaya yöneltmektedir. Başkanlar da politikacılardan farksızdır ve seçmen kitlelerinin taleplerini göz ardı edemezler. Üstelik Ronald Reagan’ın konuşma yazarı Ermeni asıllı bir ABD vatandaşıdır. Bu yüzden Ronald Reagan’ın kişisel olarak soykırıma inandığını belirtmesi sürpriz teşkil etmez. </p>
<p>(22) 10 Eylül 1984&#8242;te kabul edilen Temsilciler Meclisi kararı (247) ile &#8220;Bu yılın 24 Nisan&#8217;ı &#8216;insanların insanlara insanlık dışı davranışının hatırlanmasının ulusal günü&#8217; olarak düzenlenmiştir. ABD Başkanı bugünün tüm soykırım kurbanlarını, özellikle de 1,5 milyon Ermeni&#8217;nin hatırlanması için Amerikan vatandaşlarını çağırmaya yetkili kılınmış ve bu çağrıda bulunması kendisinden istenmiştir&#8221; denmiştir</p>
<p>Böyle bir karar alınmış olsa bile ABD Başkanı bu talep doğrultusunda 24 Nisan gününü “Ermeni soykırım günü” olarak kabul etmeyi ve anmayı reddetmiştir. Temsilciler Meclisinin kararı elbette siyasi nitelikli bir karardır ve doğru olup olmaması çok az imza sahibini ilgilendirmektedir. </p>
<p>(23) 1985 yılı Ağustos ayında, ABD Ayrımcılığı Önleme ve Azınlıkları Koruma Alt Komisyonu 14/1 oyla, “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve cezalandırılması Sorunu” adlı bir çalışma raporunu kabul etti. Bu raporda &#8220;Nazi sapkınlığı 20. yüzyıldaki tek soykırım olayı değildir. Diğer örnekler arasında “1915-1916’da Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun Ermenileri katliamı” gösterilebilecek örnekler arasına girebilir, deniyordu. </p>
<p>Tasarının en ciddi yalanı ise BM İnsan Hakları Komitesinin bir raporunun 1915-1916 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından katledilmesini kabul ettiğine dair bir raporu kabul ettiğidir. Mr. Whitaker raporu olarak hazırlayanın adıyla anılan bu rapor alt komitede kabul edilmemiştir. Tam tersine komite raporu teslim almayı “alındı” sözcüğünü taslaktan silerek (Dosya E/CN.4/1986/5-E/CN.4/Sub.2/1985/57; Para.57) reddetmiş, bunun yerine “not alındı” şeklinde özel rapora (E/CN.4/1986/5 E/CN.4/Sub.2/1985/57 sayfa 99. para 1). Maalesef bu kuyruklu yalan bilimsel toplantılarda bile karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca taslak 10 leyhte, 6 karşı ve 6 çekimser oy ile İnsan Hakları Komitesine sunulmamıştır. Diplomatik ve hukuki açıdan bakıldığında Mr. Whitaker raporu kabul edilmemiş “not” edilmiş ve daha yüksek karar organına transferi reddedilmiştir. </p>
<p>(24) Bu raporda &#8220;Birtakım tanık ve bağımsız otoritelerin söylediklerine göre Ermeni nüfusunun muhtemelen yarısından fazlasını teşkil eden 1 milyon kişi öldürülmüş ya da ölümcül koşullarda tehcir edilmiştir&#8221; deniyordu. Bu durumu, ABD, Almanya ve İngiltere arşivlerindeki ve Osmanlı İmparatorluğu’nun müttefiki Almanya&#8217;nın o dönemki diplomatları da dahil raporları doğrulamaktadır.</p>
<p>Mr. Whitaker’in raporunun Ermeni tarihçilerin görüşleri doğrultusunda hazırlandığı açıktır. Nitekim alt komite toplantısına ABD temsilcisi Mr. Carey bile “bütün mevcut kaynakların dikkate alınmadığı ve bu sorun titiz bir şekilde derinlemesine incelenmemiştir&#8230;.Soykırım sorunu yeterince titizlikle ele alınmamıştır”. Aynı komitedeki toplantı da Fransa temsilcisi Mr. Joinet “Mr. Whitaker’in raporu hakkındaki tartışma aslında tarih hakkında bir tartışmadır” demiştir. Nitekim 1. madde hakkındaki yorumumuzda bir milyon rakamının bir duyumdan ibaret olduğu ve tehcirin ilk günlerinde gündeme geldiği belirtilmiştir. </p>
<p>(25) ABD Soykırımı Anma Konseyi (bağımsız bir federal teşekkül) oybirliğiyle 30 Nisan 1981&#8242;de kendi müzelerinde Ermeni soykırımına yer vermeyi kararlaştırdı ve o günden beri de yer vermektedir.</p>
<p>Müze yetkililerinin Ermeni propagandası ve baskısı altında aldığı bu karar “soykırım tezini” güçlendiren veya realiteye dönüştüren bir karar olarak değerlendirilemez.</p>
<p>(26) ABD Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesi&#8217;nce 1993&#8242;te ortaya konan, Ermeni soykırımıyla ilgili eldeki dokümanların muğlak olduğuna ilişkin iddia ABD&#8217;nin uzun dönem politikasına uymayacağı gerekçesiyle geri çekildi.</p>
<p>Türk tarafının tarihi olaylar hakkındaki görüşleri alınmadan alınan her karar gibi bu kararın da bağlayıcılığı yoktur. Bu ve benzeri kararlar Ermeni tarihçilerin ortaya koyduğu veriler ışığında alınmaktadır.</p>
<p>(27) 5 Haziran 1996&#8242;da Temsilciler Meclisi yabancı yardımlar ve uluslararası dış ticaretle ilgili 3540 kanunda değişiklik yaparak, Türkiye Hükümeti&#8217;nin Ermeni soykırımını tanıyıp kurbanlarını onurlandırıncaya kadar Türkiye&#8217;ye yapılan yardımlarda 3 milyon dolarlık bir kesinti yapılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Yine bu karar da, Ermeni propaganda faaliyetlerinin Temsilciler Meclisinde etkili lobisi sayesinde alınmıştır. Politikacılar maalesef gerçeklerle ilgilenmemekte, çok az bilgi sahip oldukları konularda bile oy kaygısıyla yanlı hareket edebilmektedirler. Zaten Türkiye de soykırımı tanıma şartı getiren hiçbir yardımı kabul etmeyecek kadar bu konuda kesin politika sahibidir. </p>
<p>(28) Başkan William Jefferson Clinton 24 Nisan 1998&#8242;de &#8220;Bu sene geçmişte de olduğu gibi Amerikan Ermenilerini tarihin en üzgün bölümlerinden biri olarak anacağız. Bu anma, yurdundan edilmeler ve 1,5 milyon Ermeni için yapılacaktır&#8221; demişti. </p>
<p>Görüldüğü gibi Başkan Clinton katliam ve tehcirden söz etmekte ama yaşanan trajediyi “soykırım” olarak tanımlamamaktadır. Soykırım hukuki çerçevesi çizilmiş bir suçtur ve 1948 BM Sözleşmesi ile koşulları ortaya konulmuştur. Başkan Clinton hukuki bakımdan Ermenilerin yaşadıklarını soykırım olarak açıklayan her hangi bir karar olmadığının farkında olarak “soykırım” sözcüğünü kullanmamaktadır. Kaldı ki katliam ile soykırım hukuken çok farklı kelimelerdir. Katliam her zaman her toplumda görülebilecek adi vakalardır. </p>
<p>(29) Başkan George W. Bush ise 24 Nisan 2004&#8242;te &#8220;Bugün 20. yüzyılın en korkunç trajedilerinden birinin anılmasına ara vereceğiz. 1,5 milyon Ermeni&#8217;nin sürülerek öldürülmesini hatırlamak amacıyla saygı duruşundayız&#8221; dedi. </p>
<p>Yine burada da yaşananlar trajedi olarak nitelendirilmektedir. Savaşın kurbanları karşısında saygı duruşuna geçmek her insanın insanlık görevidir. Ermeni tasarısının başlangıcından beri iddia ettiği ise olayları soykırım olarak nitelendirilmiş göstermeye çalışmaktadır. ABD Başkanlarının bile hukuken olayları “soykırım” olarak tanımamış olmaları aslında bu tasarının başından beri çelişkili olduğunu ortaya koymaktadır. </p>
<p>(30) Ermeni soykırımının uluslararası alanlarda tanınıp kabul edilmesine rağmen yerli ve uluslararası otoritelerin soykırımı cezalandırmadaki başarısızlıkları benzeri soykırımların olmasına ve gelecekte de olabilmesine bir nedendir ve Ermeni soykırımını tanımak gelecekte soykırımın önlenmesi için tek çözümdür.<br />
Maalesef bunu söyleyenler 26 Şubat 1992’de Hocalı’da bir katliam yapmış, 180.000 Azeri’yi Karabağ ve çevresinden tehcir etmiş ve Azerbaycan topraklarının %20’sini işgal ederek bir milyondan fazla insanı “kaçgın” durumuna düşürmüştür. Bu insanlar hala “ölecek bir vatanımız bile yok” diyerek sefil şartlarda kendilerine hükümet tarafından tahsis edilen gayri sıhhi evlerde günlük 30 dolarla yaşamaya çalışmaktadırlar. Azerbaycanlılar kendilerine yapılan muameleyi bir soykırım olarak nitelendirmektedirler. Demek ki kendilerine soykırım yapıldığını iddia edenler bile soykırım yapabilmektedirler. Bu haliyle tasarının Ermenilerin yaptığı mezalime ve Hocalı katliamına engel olmamış olması düşündürücüdür. </p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=4340&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/ermeni-yasa-tasarisinin-icerigi-ve-iddialara-verilen-cevaplar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilikte alkol tehlikesi</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/evlilikte-alkol-tehlikesi.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/evlilikte-alkol-tehlikesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 15:09:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk/Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[alkolun evlilige zararlari]]></category>
		<category><![CDATA[esiniz alkolikmi]]></category>
		<category><![CDATA[evliliginizi kurtarin]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte alkol tehlikesi]]></category>
		<category><![CDATA[kocaniz sarhosmu]]></category>
		<category><![CDATA[sarhosken ne yaptigini hatirlamayan kocalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=4050</guid>
		<description><![CDATA[Araştırmalar, haftada 21 bardağın üzerinde içki içenlere &#8216;alkolik&#8217; diyor. Oysa ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-478" title="Evlilikte alkol tehlikesi" src="http://www.yasamportal.com/wp-content/themes/Bengu/scripts/cache//evlilikte-alkol-tehlikesi.jpg" alt="" width="300" height="300" />Araştırmalar, haftada 21 bardağın üzerinde içki içenlere &#8216;alkolik&#8217; diyor. Oysa bu oranda hatta daha fazla içen kişiler kendilerini asla alkolik olarak görmez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Onlara göre, istedikleri zaman içkiyi bırakabilirler, oruç tutarken hiç içmezler; zaten sosyal içicidirler; bütün gün değil sadece gece 2-3 bardak içerler&#8230; Aslında içk<span id="more-4050"></span>iye düşkünlük bir zayıflıktır. Bir alışkanlık söz sonusudur. Ama eğer şahıs içkiye yatkın ise, ailesinde içki alışkanlığı varsa, içki içilen yerlerde çalışıyor veya yaşıyorsa bu doz gitgide artarak alkolizme dönüşedebilir.</p>
<p>Evlilik alkolizmi</p>
<p>Mutlaka her zaman dertli olup içkici olunmayabilir. Ancak alışkanlık, tutkuya kolayca dönüşebilir. Gelin, evlilikten kaynaklanan alkolizmi; veya içki alışkanlığının evliliğe zararlarını konuşalım. Evlilikten kaynaklanan alkolizm tam bir müdafaa mekanizmasıdır. Şahıs bilhassa kadın ise, ruhsal boşluğunu, sevgi açlığını, şevkat eksikliğini içki ile dengelemeye çalışır. Genelde gizli gizli içer. Kocası gelmeden önce, ağzına sakız ya da nane gibi şeyler atar. Kokusu çok olmayan cins içkiler içer. Yemekte durumu idare etmeye çalışır, ancak ailesi tarafından hemen anlaşılır. Bu durum ne yazık ki çocuklar tarafından saygı eksikliği yaratır; eş tarafından acıma veya kızgınlık hissini ortaya çıkarır. Kadın içki içtikçe eşine daha pervasız davranır. Sözleri, yakıcı birer ok gibi kocasına fırlatır. Ayık kafa ile söyleyemediği ne varsa, arka arkaya sıralar. Genelde taşkınlık yapmaz ama çok rahat konuşur ve hiç çekinmez. Duruma gore küfür, hakaret edebilir. Ancak içki içen erkek gibi fiziksel taarruza geçmez. Erkek alkolikler, veya onların tabiri ile &#8220;birazcık içki içen, içkiyi seven&#8221; kişiler, evliliklerine tahammül edebilmek için bu yolu seçer.</p>
<p>Seks hayatları sonra erer</p>
<p>Genelde aşağılanan, azarlanan, horlanan ve erkekler, eğer içkiye de meyilliyse, bu şekilde müdafaa mekanizmasına başvururlar. İçmedikçe çok normal, hatta sakin bir erkekken, içince mütecaviz, alaycı, terör estiren bir yaratığa dönüşürler. Çoğu zaman da radarlarını eşlerine çevirir, adeta ondan hınç alırlar. Gelmiş geçmiş ne varsa, ağızlarına hiç sahip olmadan, döküp sayarlar. Eski hadiseler temcit pilavı gibi ortaya koyar; günlük hadiselerde canlarını sıkan her şeyi ağızlarına dolarlar. Gece geç saatlere kadar oturur ve uyuma zorluğu çekerler. Eşleri yalnız yatar, aralarındaki karı koca yakınlığı kalmaz. Kadınsa, çeşitli kılıklara girerek kocasına zorla yanaşmaya çalışır ve ne yazık ki iğrenilerek geri püskürtülürler. Yahut da geride çok derin yaralar bırakarak odasına götürülürler. Erkekse, karısı yerine porno film veya bilgisayarda tanımadıkları kişilerle chat (sohbet) yaparak onları dışlarlar. Gece yarıları yemek yapıp gürültü yaparak, rahatsız ederek yaşarlar. Seks hayatları içki yüzünden yok olmaya yüz tutar ve bu çiftler arasında büyük prolem yaratır. Özellikle genç evliliklerde bunlar sorun olur, çiftler gittikçe uzaklaşır. Kimi evde değil dışarıda içmeyi, barlarda veya meyhanelerde sabahlamayı, efkar dağıtmayı tercih eder.</p>
<p>Söylenenlere dikkat!</p>
<p>Her akşam, her akşam devam eden bu tür tutumlar bir süre sonra eşi bezdirir ve evde kıyametler kopar. Bir kadın veya erkeğin içmesini iyi irdelemek lazımdır. Neden içiyor? Halinden memnun olmamasının sebepleri ne? Ev hayatında, ilişkilerinde aksayan ne? Genelde pek de dışa dönük olmayan, daha ziyade her şeyi içine atan kişiler içki ile rahatlar. Kolaycacık, bütün söylemek istediklerini, dile getirir ve kendilerini ele verirler. Böyle zamanlarda söylenenlerde hakikat payı yüksektir. Diğer eş, eğer akıllı davranıp bunlara kulak verirse, genelde bazı prolemlere ışık tutabilirler. Bakın bakalım neler diyor, nelere takıyor? Belki sizi söylenenler üzecektir veya kabul edemeyebilirsiniz. Ama netice itibari ile, eşiniz eğer bunları ağzına doluyorsa, çaresiz buralara yönelip, enine boyuna düşüneceksiniz. Saçma bile gelse, hiç olmazsa ayık kafalıyken, kızmadan, kırmadan veya itham etmeden soracaksınız. Bakalım akşam söylediklerini inkar edecek mi? Burada yapıcı davranmak gerekir. Bir de üste çıkıp size kızabilir. Her halukarda gayemiz &#8216;üzüm yemek&#8217;, &#8216;bağcıyı dövmek&#8217; değil. Öyleyse iletişimi kesmemek ve alttan almak, hele hele katiyyen gelmiş-geçmiş-gelecek ne varsa ortaya döküp günah çıkarttırmamalıdır. Bizi sevmediği kanaatine varırsak, nedeni sorulmalı ve mümkünse yeniden bağları sıkılaştırmalıdır. Karşılıklı hakaretler, serzenişler, alay, küçümseme, azarlama veya vır vır etmek hiç bir şey kazandırmaz. Sadece yıpratır ve içeni daha da içmeye yöneltir. Amatem tarzında yerlerden yardım almak ve tedavi süresince evde çok pozitif, çok yapıcı, yardımcı bir atmosfer sağlamak gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=4050&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/evlilikte-alkol-tehlikesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En iyi lazer hangisi?</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/en-iyi-lazer-hangisi.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/en-iyi-lazer-hangisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 22:14:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi lazer hangisi]]></category>
		<category><![CDATA[ev tipi lazerler]]></category>
		<category><![CDATA[evde lazer kullanimi]]></category>
		<category><![CDATA[Lazer]]></category>
		<category><![CDATA[lazer cesitleri]]></category>
		<category><![CDATA[lazer satisi]]></category>
		<category><![CDATA[lazerle kesin sonuc]]></category>
		<category><![CDATA[tuyler icin lazer]]></category>
		<category><![CDATA[yuz icin lazer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=3858</guid>
		<description><![CDATA[Kadınların güzelliğe dair dertleri bitmez. Kıl-tüy derdi ise en belalısıdır. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-478" src="http://www.yasamportal.com/wp-content/themes/Bengu/scripts/cache//en-iyi-lazer-hangisi.jpg" alt="" width="300" height="300" />Kadınların güzelliğe dair dertleri bitmez. Kıl-tüy derdi ise en belalısıdır. Bir ömür boyu bunlardan kurtulmak için harcanan para ve zaman içimize oturur. Oysa lazer epilasyon bu sorunu kökten çözüyor. Hem de sonsuza dek!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Lazer epilasyon çıkalı uzun bir zaman olmasına rağmen, gerek bu teknolojinin çok hızlı ilerlemesi ve tekn<span id="more-3858"></span>oloji yeterince takip edilmediğinden alınan sonuçların buna bağlı olarak istenen seviyenin altında kalması, gerekse uygulayan kişinin uzman bir doktor olmaması ve işlemin ciltte yanık ve lekelenme ile sonuçlanması gibi nedenlerden dolayı, lazer epilasyona hala şüpheyle yaklaşılıyor. Oysa tüm hayatınız boyunca ayda bir ziyaret ettiğiniz ağdacıları ve bunlara döktüğünüz paraları düşünecek olursanız, sizi ömür boyunca devam edecek büyük bir yükten birkaç seansta kurtaran lazer epilasyonun kaçınılması değil, koşularak yaptırılması gereken bir şey olduğunu anlarsınız.</p>
<p>Lazer epilasyonda, cildin açık renk, kılların ise koyu renk olması, çabuk sonuç almada bir avantajdır. Ancak gelişmiş teknolojilerde, koyu renk tenlerde de gayet iyi sonuçlar alınabilir. iğneli epilasyonun aksine yapıldıktan hemen sonra duş alabilirsiniz, yani su değmesinde sakınca yok. Ancak güneş ışığı önemli bir unsur. Uygulama yapılan bölgenin en az 15 gün güneşe maruz kalmaması gerekiyor. Bu nedenle yazın yaptırmayı düşününenlerin bunu göz önünde bulundurmalarında fayda var. Aksi takdirde lekelenmeler oluşabilir.</p>
<p>Lazer epilasyonun nimetlerini sayıyoruz ama, ona şüpheyle yaklaşmak için hiç mi sebep yok? Elbette var. Cildinizde yanık oluşmasını istemiyor ve en iyi sonucu almak istiyorsanız, dikkat etmenizi gerektiren en önemli konulardan biri uygulayan kişi. Bazı güzellik salonlarında estetisyenler tarafından uygulandığını biliyoruz. Oysa uygulaması gereken asıl kişiler, bu işin eğitimini almış doktorlar. Bundan sonraki ikinci önemli konu ise kullanılan cihaz ve lazer tipi.</p>
<p>Lazer epilasyon teknolojisi 10 yılı aşkın süredir var ve ortaya çıktığı zamandan bu yana da pek çok gelişme göstermiş, farklı lazer tipleri uygulanmış. Peki şimdi işin can alıcı kısmına gelelim&#8230;<br />
En iyi lazer hangisi?</p>
<p>IPL &#8211; Flaş lamba teknolojisi (550nm veya 1200 nm dalga boyu)<br />
Uygulandığı cihazlar: EpiLight, PhotoDerm, Quantum, Aculight, Vasculight.</p>
<p>Yukarıda bahsedilen her makina farklı özelliklere sahiptir. Lazer bilindiği gibi pek çok farklı tedavide kullanılmaktadır. EpiLight, yukarıdaki cihazlar içinde özellikle kılları yok etmeye yönelik tasarlanmış, aynı zamanda da gene bu iş için en son teknolojiyi sunan alettir. PhotoDerm, Rosacea denilen yüz kızarıklığını, yüz ve bacaklardaki ince kırmızı damar tedavisi için geliştirilmiştir. EpiLight, PhotoDerm&#8217;in kıllara yönelik olarak geliştirilmiş versiyonudur.</p>
<p>IPL teknolojisinin en gelişmiş lazer teknolojisi olduğu söylenebilir. Bunun nedeni, kullanılan dalga boyu geniş olduğundan minimum tahribatla maksimum sonuç alınmasıdır. Ayrıca koyu tenlilerden, açık tenlilere herkes üzerinde uygulanabilir.</p>
<p>Diode lazer (800nm veya 810 nm dalga boyu)<br />
Uygulandığı cihazlar: SLP 1000, F1 Diode, Light Sheer, MeDioStar, LaserLite, Epistar, Apex 800.</p>
<p>IPL&#8217;den sonra en iyi teknoloji olduğu söylenebilir, ancak hakkında yapılmış yeterli araştırma yoktur. Diode lazerin iyi bir teknoloji olmasının sebebi de IPL&#8217;le aynıdır, yani geniş bir dalga boyunda kullanılması. Böylece Ruby ve Alexandrite&#8217;ın neden olduğu hasardan daha az hasara sebep olur. Ayrıca gene Ruby ve Alexandrite&#8217;ın kullanılabildiğinden daha koyu tenlerde de kullanılabilir.</p>
<p>Nd: Yag (1064 nm dalga boyu)<br />
Uygulandığı cihazlar: CoolGlide, Medlite IV, Varia, Athos, Lyra, Image.</p>
<p>Her cilt renginde uygulanabilir ama alınan sonuçların etkili olduğuna dair yeterli kanıt yoktur.</p>
<p>En koyu renk ciltler için Nd: Yag ve 800 nm dalga boyundaki Diode lazerlerin kullanımı teşvik edilmektedir.</p>
<p>Ruby (694 nm dalgaboyu)<br />
Uygulandığı cihazlar: RubyStar ve Palomar E2000.</p>
<p>En eski lazer tipidir, ayrıca en az acı verenidir. Esmerlere pek tavsiye edilmez.</p>
<p>Alexandrite (755nm dalga boyu)<br />
Uygulandığı cihazlar: GentleLASE, Apogee, and EpiTouch Plus.</p>
<p>Ülkemizde kullanımı en yaygın lazer tipidir ve nispeten eski bir teknolojidir. Açık tenlilerde rahatlıkla uygulanabilir ama Ruby&#8217;de olduğu gibi esmerlere pek önerilmez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=3858&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/en-iyi-lazer-hangisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yılbaşında midenize çok yüklenmeyin!</title>
		<link>http://www.yasamportal.com/yilbasinda-midenize-cok-yuklenmeyin.html</link>
		<comments>http://www.yasamportal.com/yilbasinda-midenize-cok-yuklenmeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 22:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme/Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[midenize yuklenmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[yilbasinda cok yemeyin]]></category>
		<category><![CDATA[yilbasinda diyete dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[yilbasinda midenizi zorlamayin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yasamportal.com/?p=3911</guid>
		<description><![CDATA[Yılbaşı gecesini rahatsız olmadan geçirmek istiyorsanız gün boyunca yediklerinize çok ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-478" src="http://www.yasamportal.com/wp-content/themes/Bengu/scripts/cache//yilbasinda-midenize-cok-yuklenmeyin.jpg" alt="" width="300" height="300" />Yılbaşı gecesini rahatsız olmadan geçirmek istiyorsanız gün boyunca yediklerinize çok dikkat etmeli, aşırıya kaçmadan, yavaş yavaş yemeye ve az alkol tüketmeye özen göstermelisiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yılbaşı akşamı çok fazla yiyerek midenizi doldurmayın. Mide gerginliği tansiyonunuzun yükselmesini sağlar. Aşırı yemek sonrasında kalbe dah<span id="more-3911"></span>a fazla yük bindiği ve bunun da kriz riskini artırdığı görülmektedir. Bu nedenle yavaş ve az miktarda sık yemeğe özen gösteriniz. Yemek arasında sıvı alın ki besinlerin sindirilmesi kolaylaşsın ve yeterli sıvı alımıyla ertesi gün susuzluk hissiniz olmasın.</p>
<p>Yılbaşında işin sırrı öğün düzeninde. Kahvaltı, hafif bir öğle yemeği, akşam yemeği olacak şekilde üç öğünde beslenmeye özen gösterin. Eğer yeni yılı evinizde dostlarınız ve ailenizle karşılayacaksanız; bir kase sebze veya kuru baklagil çorbası ile başlayabilirsiniz. Yarım saat sonra sebze ve ızgara et yemeği, yoğurt, bol salata ve kepekli-çavdar veya buğday ekmeği tüketilmelidir. Ara öğünde küçük bir porsiyon sütlü tatlı, meyve ile hazırlanmış tatlı veya kabuklu meyve yenilmelidir. Gecenin ilerleyen vaktinde ise bir küçük kase kuru yemiş veya patlamış mısır yiyebilirsiniz.</p>
<p>Yılbaşını ev dışında kutlayacaksanız daha dikkatli olmanız gerekmektedir. Sadece yemeğe odaklanmayın; düşünün ve canınızın çektiği, en sağlıklı besini tercih edin. Hindi, balık, tavuk veya kırmızı etten yapılmış yemek, ardından küçük parçalar halinde tatlı ve meyve yenilebilir. Eğlenmeye gidenlerin çoğu aşırı alkol tüketecektir. Yemeğin tadını çıkarmak, hoş olmayan durumlar yaşamamak için erkekler 2 kadeh, kadınlar ise bir kadeh kırmızı şarap ya da köpüklü şampanya içebilir. Yeni yılın ilk günü 90 dakika yürüyüş yapmanız kan şekerinizi kontrol edecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://www.yasamportal.com/?ak_action=api_record_view&id=3911&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yasamportal.com/yilbasinda-midenize-cok-yuklenmeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

